Single Blog

VER VE UNUT

Hayatın içinde ne kadar da çok şey yaşarız. Güne başlarken, o gün başımıza gelecekler hakkında da hiçbir fikrimizin olmadığını söyleriz. Gerçekten böyle midir? Hayat bir sebep sonuç ilişkisiyse , başımıza gelen olaylar daha önce oluşturduğumuz sebeplerin sonucu ise, aslında günlük olarak bilemesek de genel olarak başımız gelecekler hakkında fikir sahibi olma hakkımız vardır. Bu geleceği bilmek değildir, belli sebeplerin belli sonuçları vardır. Kurallar değişmez hayatta. Hiç fark ettiniz mi, birlik olmak insana kazandırırken, bunu başaramamak kaybettirir. Ya da önce karşımızdakini düşünmek kulağımıza çok sevimli gelmese de bunu yaptığımızda bizi düşünen insanların çevremizde olduğunu görmez miyiz? Sürekli birilerinin bizim işimize yarar işer yapmasını isterken, bir soralım mı kendimize, acaba biz kimin işine yarar işler yapıyoruz? İşte çözümler de tam da burada gizli. Önce ver, önce sev, önce sen bir ihtiyaç gör. Ama bunu yaparken beklenti içinde yapma. Ver ve unut… O zaman işte  sana da veren ve unutanlarla karşılaşırsın. Ver ama verdiğinin gözüne sok! O  zaman da kaşıkla verip sapıyla gözünü çıkaranlar beliriverir etrafında. Ver ama herkese anlat… Ne kıymeti kaldı, ne hayrı… Kaldı ki senin görüp göreceğin de bu. Ama ver ve sus, ver ve unut…Bak nasıl da büyürsün, verdikçe eksilmezsin, çoğalırsın. Toplumsal olarak gerçeklerin gizlendiği ve tam tersinin öğretildiği bir düzende yetiştirildik. Göründüğü gibi olmayan pek çok  şeyi ya iyi ya kötü bildik. Ancak hiç değilse  şu anda bu yazıyı okuduysanız sizin de gerçek stilin ne olduğunu bilme konusunda bir hak edişiniz var demektir. Şimdi bir düşünelim… HAYATTAKİ HAK EDİŞİMİZ NE?

Sevmeden sevilmeyi, vermeden almayı beklemek anlamsız bir debelenmeden başka bir şey değildir. Ve şunu kabul etmeliyiz ki sorunlarımızın çözümü de yine bizim davranış, tepki ve sözlerimizden geçer. Senden çıkan kadar sana gelen olur. Belki daha da fazlası…

Comments (0)

Post a Comment

© Copyright 2018