İstemediğim Ne Varsa Peşimden Geliyor
‘“Kurtulamıyorum, bir türlü kurtulamıyorum. Kaçtıkça kovalanıyorum sanki… şöyle bir boğazını sıksam da rahatlasam dediğim ne varsa adım adım takip ediyor beni. Üstelik de her defasında daha gıcık oluyorum. Gittikçe daha da kötüleşiyor…”
Pek tanıdık geldi değil mi? Elbette gelir. Çünkü hepimiz günlük hayatımızda bu cümleleri kuruyoruz. Acaba neden hep aynı problemlerle karşılaşıyoruz? Evimizde anne- babamızla, eşimizle, çocuğumuzla, kardeşimizle… iş yerimizde karşı masada oturan çalışma arkadaşımızla, patronumuzla… okulumuzda öğretmenimizle , üst sınıftan aliyle Ayşe’ yle, yan sıradaki gıcık olduğunu düşündüğümüz arkadaşla acaba neden anlaşamıyoruz? Bütün anlaşılmaz tiplerin bizim etrafımızda olması hiç mi tuhaf değil? Hayatta tesadüf olmadığına göre bu işin içinde başka bir iş var. Yapıp ettiklerimizle alakalı bir sürecin içindeyiz. Kaçtığımız, kaçtıkça da kovalandığımız bir süreç, bir sarmal. Her defasında biraz daha zorlaşan bir sarmal. Nedenlerini bir tek kendimizde aramadığımız ama tamamen bizimle ilgili bir süreç. Anlamaya çalışmamızla ve insanın ilmini bilmememizle ilgili bir süreç. Ne tuhaftır ki her şeyin de en iyisini ben bilirim derken ayağımızın en çok takıldığı yer. Sokrates’ in de kulaklarını çınlatmak isterim. Bildiğim bir şey varsa hiçbir şey bilmediğimdir diyerek. Bunu kabul ederek çok şey öğrenebiliriz. İnsanı bilmediğimizi kabul ederek insanı öğrenebiliriz. Karşımızdaki kişinin gıcık olduğumuz yönleri aslında bizi özgürleştirecek olan yolun başındaki bir nimet. Onu bilmek, anlamak özgürlüğün başlancı. Karşıma onun gibilerin çıkmasını engellemek için sunulan bir ikram. Ama kime? Anlayana, kabul edene. Fark etmek isteyene… İnsan egosuna yenilerek kendi hayatını berbat edebiliyor. Aslında tüm mesele egomuzu olması gereken yerde, olması gereken biçimde kullanmakla ilgili. Bizden farklı olanı kabul edememekle ilgili sürecimiz hayatımızın altını üstüne getiriyor. Biz kabul etmedikçe hayat, o anlamak ve anlaşmak istemediğimiz kişinin bir tık beterini sunmaktansa asla çekinmiyor. Hiç çekinmiyor. Hep zorluyor ve hep başarıyor. Bu işin galip geleni ne zaman biz olmaya başlarız? Egomuzun kabullenmediğini karşı çıktığını kabullenmeye çalışarak tabii ki. Karşımızdaki kişinin bizden farkını öğrenip ona göre davrandığımızda, onu anlamaya çalıştığımızda hayat artık geri çekilmeye başlar ve artık bize bu şekilde sorular gelmez. Neden mi? Çünkü bu konudaki sınavımızı geçtik. Geçmediğimizde bizi eksiye düşüren hayat, geçtiğimizde artıya çıkarır. Hayat yapıp ettiklerimizle şekillenir. Ve hayatımızı yönlendirmek aslında elimizdedir.
